Currently Empty: ₺0.00
Genel
Yapay Zeka Okuryazarlığı ve Öğretmenin Mesleki Gelişimi
Eğitimde yapay zekadan söz ediyorsak, öğretmenin bu konuda nasıl desteklendiğinden öncelikli olarak konuşmalıyız.
Çünkü ne kadar strateji yazarsak yazalım, ne kadar sistem kurarsak kuralım, iş sınıfa geldiğinde değişimi başlatacak ve devam ettirecek olan yine öğretmen olacak. Ve eğer öğretmen yapay zekayı sadece “yeni bir araç” olarak görürse, bir değişim mümkün olmayacak, ve yapay zeka öğrencinin elinde “yasaklı bir araç”olarak kalmaya devam edecek.
Microsoft’un 2025 AI in Education raporunda yer alan bir ifade anlamlı: “Eğitimciler yapay zekayı sadece bir araç olarak değil, bir meslektaş ve takım arkadaşı olarak görmeli.”
Bu cümle benim için hem güncel eğitim pratiklerimde yankı buluyor, hem de beni öğretmenlik yaptığım dönemlere götürüyor. O yıllarda her hafta “grade” toplantılarımız olurdu. Gelecek haftanın derslerini birlikte planlar, içerikleri beraber üretirdik. Yaratıcılık ve mesleki öğrenmeyle dolu anlardı ve aynı zamanda çok emek isteyen bir süreçti.
Bugün o toplantı masasına yapay zekayı bir takım arkadaşı olarak dahil etmek mümkün. En basit örneklerle:
- Ders planı hazırlarken: “Bu ünitenin öğrenme hedeflerine uygun, farklı öğrenme stillerini kapsayan 3 etkinlik önerir misin?”
- Öğrenci değerlendirmesinde: “Bu matematik sınavındaki hata paternlerini analiz edip, her hata kategorisi için ilave egzersizler üretir misin?”
- İçerik üretiminde: “7. sınıf tarih dersim için Osmanlı dönemi günlük yaşamını anlatan hikaye formatında materyal hazırlar mısın?”
Yapay zeka ile hem daha verimli çalışmak, hem yaptığımız işin kalitesini yükseltmek, hem de o toplantı odasında onu “bir diğer akıl” gibi konumlayarak kolektif aklı bir üst seviyeye çıkarmak mümkün.
Burada kilit nokta şu: Yapay zekanın potansiyelinden gerçekten faydalanabilmek için önce öğretmenin yapay zeka okuryazarlığına odaklanmamızgerekiyor. Bu, ChatGPT’yi bir arama motoru gibi kullanmanın çok daha ötesinde bir zihin yapısı. Öğretmen yapay zekanın nasıl çalıştığını ve hangi sınırları olduğunu anlamalı, etik, yaratıcı ve sorumlu kullanımı deneyimlemeli ve ne zaman YZ’ye, ne zaman insan aklına başvuracağına karar verebilmeli.
Aynı Microsoft Raporunda, “yapay zeka yöneticileri” gibi düşünmemiz gerektiğine yapılan vurgu da dikkat çekici, çünkü yapay zeka ajanlarının giderek yaygınlaştığı bir iş dünyasında bu sistemleri nasıl yönetmemiz gerektiğini de bilmek zorundayız.
Bu farkındalık ve beceriler gelişmeden, hiçbir teknoloji gerçek anlamda eğitimi dönüştüremez. Öğretmenin yapay zeka ile kurduğu ilişki güçlendikçe, hem öğrenciyi hem öğrenme süreçlerini hem de müfredatı anlamlı şekilde şekillendirme gücü artar.
Bugün eğitimde yapay zekayı konuşurken, genelde sistemleri, modelleri, platformları öne çıkarıyoruz. Oysa en kritik yatırım alanı hala aynı: Öğretmen. Öğretmeni yapay zeka çağının hem yetkin bir kullanıcısı hem de yöneticisi olarak destekliyor muyuz?
Yeni bir dönemin eşiğindeyiz. Yapay zeka bugün burada eğitimde köklü bir dönüşümü tetikliyor. Bitirirken birkaç soru bırakmak gerekirse;
Bir eğitimci olarak yapay zeka okuryazarlığı konusunda kendin için öğrenme ve gelişim fırsatları yarattığını düşünüyor musun?
Bunun yanında, kurumun tarafından yeterli düzeyde desteklendiğini düşünüyor musun?



