Currently Empty: ₺0.00
Genel
Yapay Zeka ile Öğrenme: Faydalar ve Riskler
Eğitimde yapay zekanın heyecan verici potansiyelini konuşurken aynı zamanda dikkat etmemiz gereken noktalar da beraberinde geliyor. Doğru kullanıldığında öğrenmeyi inanılmaz boyutlarda geliştirebilirken, yanlış yaklaşımlarla da potansiyel zararlar verebilir. Tam da bu durumu örnekleyen, dünyanın iki farklı bölgesinden yapay zeka ile ilgili iki farklı çalışmaya bakalım.
Nijerya’daki Pilot Uygulama
Nijerya’daki bir pilot uygulama, yapay zekanın heyecan verici potansiyeline işaret ediyor. Benin şehrindeki Edo Boys Lisesi’nde gerçekleştirilen bir programda, öğrenciler altı hafta boyunca yapay zeka destekli bir öğrenme deneyimi yaşıyorlar. Program, İngilizce, yapay zeka bilgisi ve dijital beceriler üzerine odaklanıyor. Sonuçlar ise şöyle: Programa katılan öğrenciler, İngilizce başta olmak üzere tüm alanlarda, akranlarına göre daha iyi performans gösteriyorlar ve yıl sonu müfredat sınavlarında daha başarılı oluyorlar. Özellikle kız öğrencilerin bu programdan daha fazla fayda sağlaması, öğrenmedeki cinsiyet eşitsizliğini giderme potansiyelini de ortaya koyuyor.
Yapay Zeka ve Metakognitif Tembellik Riski
Gelelim bu keskin kılıcın diğer ucuna… Bu çalışmada ise, üniversite öğrencilerinin yazma ödevlerinde ChatGPT, insan uzmanlığı, analitik araçlar veya hiçbir araç kullanmadan elde ettikleri performans, motivasyon ve öz-düzenlemeli öğrenme süreçlerini karşılaştıran kontrollü bir deney yapılıyor. Sonuçlar, ChatGPT grubunun ödev puanlarında önemli bir iyileşme gösterdiğini, ancak içsel motivasyon ve bilgi transferinde anlamlı bir artış olmadığını ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, ChatGPT’nin “meta-bilişsel tembelliğe” yol açabileceğini ve öğrencilerin teknolojiye bağımlı hale gelme riskini vurguluyorlar. Bu vurguyu, UNESCO’nun Eğitimde ve Araştırmada Yapay Zeka Kılavuzundan da hatırlarsınız. Yani yapay zeka bu bağlamda kısa vadede öğrenci performansını artırırken, daha uzun vadede öğrenme kazanımları veya motivasyon gibi konularda aynı sonuçları vermeyebilir. Özellikle öğrenciler daha iyi bir not alma uğruna yapay zekanın verdiği cevapları sorgulamadan, kendi öğrenme süreçleri üzerinde düşünmeden kullandıkları takdirde yarardan çok zarar elde ederiz.
Peki daha aktif bir öğrenme sürecini, eleştirel düşünme becerisini ve öz-yönetimili öğrenme yeteneklerini nasıl destekleyebiliriz:
Sokratik Diyalog: Yapay zeka araçları, öğrencilere hazır cevaplar sunmak yerine, onlarla Sokratik diyaloglar kurarak düşünme süreçlerini teşvik etmeli. Yani, öğrenciye sorular sorarak kendi fikirlerini keşfetmesine yardımcı olmalı.
Yansıtıcı Koçluk: Yapay zeka, öğrencinin öğrenme sürecini yansıtıcı düşünme yoluyla değerlendirmesine yardımcı olmalı. Bu, öğrencinin neyi, nasıl öğrendiğini anlamasını ve kendi öğrenme stratejilerini geliştirmesini sağlar.
Düşünme Partneri: Yapay zeka, sadece bir ödev yapma veya not alma aracı olarak değil, aynı zamanda öğrencinin düşünme ortağı olarak konumlandırılabilir. Bu, öğrencinin kendi fikirlerini oluşturmasına, analiz etmesine ve sentez yapmasına yardımcı olur.
Özetle, yapay zekanın sunduğu kısa vadeli kolaylıkların ötesine geçerek, onu öğrencilerin düşünce süreçlerini geliştiren, yansıtıcı öğrenmeyi destekleyen ve uzun vadede öğrenme yeteneklerini artıran bir araç olarak konumlandıralım. Öte yandan da, bu alanda yapılan daha fazla çalışmayı takip ederek sonuçlara dair daha somut iç görüler geliştirmeye de ihtiyacımız var.



